İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. CEZA HUKUKU
  3. Ceza Hukukunun Kaynakları Nelerdir?

Ceza Hukukunun Kaynakları Nelerdir?

dokunulmazlık

Ceza hukukunun kaynakları, “doğrudan kaynaklar” ve “dolaylı kaynaklar” olmak üzere ikiye ayrılır.

A- Doğrudan Kaynaklar


Ceza hukukunun doğrudan kaynakları, uygulayıcı bakımından bağlayıcıdır. Yani somut olayda karar verilirken
doğrudan kaynaklar göz ününde bulundurularak bir karar vermek zorundadır. Uygulayıcı bu kaynaklara aykırı karar
veremez. Ceza hukukunun doğrudan kaynakları: Anayasa, kanunlar ve milletlerarası sözleşmelerdir.

1- Anayasa


Ceza hukukunun doğrudan kaynaklarının en başında Anayasa vardır. Cezalandırma yetkisine sahip olan
devlet, hukukun üstünlüğü ilkesi gereği olarak bu yetkisini kullanırken bir takım sınırlamalara uymak zorundadır. Devlet özellikle ceza hukuku yaptırımları ile kişi hak ve hürriyetlerine doğrudan müdahale edebileceği için, bu yetkisinin kullanımına sınırlamalar getirilmiştir. Bu sınırlamalar, milletlerarası bazı sözleşmelerle yerine getirildiği gibi; her devlet kendi anayasası ile de kendi yetkisini sınırlamıştır.


Anayasamızda bulunan ceza hukukuna ilişkin önemli bazı ilkeler:

– Cezada kanunilik ilkesi

– Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi

– Savunma ve adil yargılanma hakkı

– Kişilere ölüm cezası verilemez.

2- Kanunlar

Cezada kanunilik ilkesi” gereği, suç teşkil eden fiillerin ve bunlara uygulanacak yaptırımların ne olduğu kanunlarla belirtlenmelidir. Türk ceza hukukunun temel kanunu, Türk Ceza Kanunu’dur.

Ceza hukuku ile ilişkili diğer kanunlar:

– Ceza Muhakemesi Kanunu
– Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun
– Adli Sicil Kanunu
– Çocuk Koruma Kanunu
– Kabahatler Kanunu
– Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu
– Terörle Mücadele Kanunu
– Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu

3- Milletlerarası Sözleşmeler

Usulüne uygun olarak kabul edilmiş ve yürürlüğe konulmuş milletlerarası sözleşmeler de ceza hukukunun doğrudan kaynaklarındandır. Şöyle ki Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”şeklindedir.

Türkiye’nin taraf olduğu bazı milletlerarası sözleşmeler:

– Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi

– Avrupa Konseyi Çocukların Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi

– Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi

– İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme

– Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi

– Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Milletlerarası Sözleşme

– İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi

– Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi

– Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi

B- Dolaylı Kaynaklar

Dolaylı kaynaklar hukuki sorunun çözümünde doğrudan uygulanmamakta, sadece uygulanacak olan kuralın anlaşılması ve yorumlanmasında kullanılmaktadır. Doğrudan kaynaklar uygulayıcı bakımından bağlayıcı olduğu halde; dolaylı kaynaklar bağlayıcı değildir.

1- Yüksek Mahkeme Kararları

Ceza yargılamasına konu olan uyuşmazlıklar benzerlik arz etseler de, aslında her somut olay diğerinden farklıdır. Bu nedenle, mahkemelerin vermiş olduğu kararlar, yalnızca ilişkin oldukları somut olay bakımından hukuki sonuç doğururlar. Yüksek mahkeme kararları ilk derece mahkemeleri bakımından bağlayıcı olmayıp; ilk derece mahkemeleri bu kararlara uygun hüküm vermek zorunda değildir, direnme kararı verebilir.

İstisna: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları bağlayıcıdır; ilgili konuda bir İçtihatı Birleştirme Kararı mevcut ise, mahkeme buna uygun hüküm vermek zorundadır.

2- Doktrin

Doktrin, hukuk bilginlerinin ya da hukuki konularda araştırma yapan hukukçuların hukuki sorunlar karşısında görüş ve düşüncelerini belirtmesidir. Bu bilimsel çalışmalar, somut olayla ilgili karar verirken uygulayıcıların yararlanabilecekleri kaynaklar arasında yer alır.

Yorum Yap

    Yorum Yap