İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. DİĞER
  3. İcranın Eski Hale İadesi İİK m. 40
Trendlerdeki Yazı

İcranın Eski Hale İadesi İİK m. 40

yetkili mahkeme

İcranın Eski Hale İadesi kısaca İcranın iadesi nedir, icranın iadesi şartları nelerdir, icranın iadesi faiz, icranın iadesi faiz başlangıç tarihi, icranın iadesi yerine ilamsız takip yapılabilir mi vb. soruları cevaplamaya çalışacağız.

İİK m. 40/2 “Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur.”

Yani icra yoluyla ödenen para, yine icra üzerinden tahsil edilir. Ancak icranın iadesi gereği yeni bir takip başlatılamaz veya sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. Ödeme yapılan icra dosyasına o kadar borcu olmadığına dair kesinleşmiş ilâm sunulur ve icra müdürlüğünden karşı tarafa muhtıra gönderilmesi talep edilir.

İcranın Eski Hale İadesinde Faiz Başlangıç Tarihi

Her ne kadar takip konusu paranın icra dosyasına yatırıldığı tarih ile icra dosyasına iade edildiği tarih arasında geçen süre içinde paranın faiz gelirinden mahrum kalınsa da, parayı ödeyen maddi manevi zarara uğrasa da; Yargıtay görüşlerinde, icra dosyasına yatırılan paranın mahkeme ilâmına dayanılarak alındığını bu nedenle karşı tarafın hukuka aykırı eylemi ya da kusuru bulunmadığını, hatta iadesi gereken paraya, “icra dairesinden alındığı tarihten” ya da “ilâmın kesinleştiği” tarihten değil, paranın iadesi istemini içeren muhtıranın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren faiz yürütüleceğini belirtmiştir.

Sonuç olarak, bu madde ve yargıtay görüşleri ile kesinleşmemiş kararı icraya koyup tahsil eden taraf korunmuş; ödeme yapan taraf ilamsız takip ile elde edebileceği icra vekalet ücreti, faiz vs gibi gelirlerden mahrum bırakılmış hatta iade isterken bile faiz isteyemeyecek hale getirilmiştir.

Konuyla İlgili Emsal Karar

12. Hukuk Dairesi         2015/7466 E.  ,  2015/17842 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı vekilinin İİK’nun 40/2. maddesine göre borçlu tarafa iadesi gereken paranın, ödemelerin yapıldığı tarihten değil, ilamın kesinleşme tarihinden itibaren faiz işletilerek iadesi gereken tutarın belirlenmesini ve hesap tablosunun bu doğrultuda düzeltilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce; geri ödemelere işletilecek faizin, ödeme tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği belirtilerek istemin reddine karar verildiği, alacaklı vekilinin icra mahkemesine başvurusunda icra müdürlüğünce verilen 24.04.2014 tarihli bu kararın iptalini ve 16.04.2014 tarihli hesap tablosundaki yanlış faiz hesabının düzeltilmesine karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, takibin ilamsız olması nedeni ile İİK’nun 361. maddesinin uygulanması gerekeceği, ilamlı takiplere ilişkin 40/2. maddesinin uygulanamayacağı, alacaklıya ödenen fazla paranın iadesi için alacaklı tarafa gönderilen 29.04.2013 tarihli muhtıranın tebliğ tarihi olan 30.04.2013 tarihinde yapılan tebliğinden muhtırada verilen 7 günlük sürenin dolmasından itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği gerekçe gösterilerek şikayetin kısmen kabulü ile bu hususta 30.04.2013 tarihinden itibaren yasal faiz üzerinden faiz hesabı yapılarak düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmak sureti ile şikayete konu hesap tablosunun geriye iade edilecek toplam alacak kısmının 220.233, 18 TL olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
İİK’nun 366/son maddesi uyarınca, icra mahkemesinden verilen mahkeme kararları hakkında da kıyasen uygulanabilen aynı kanunun 40. maddesinin 2. fıkrasına göre; “Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur.” Dolayısı ile mahkemenin mevcut uyuşmazlıkta İİK’nun 40. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığına dair gerekçesi yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun bulunmamaktadır.
Somut olayda, alacaklının borçlular aleyhinde başlattığı 164.449.-TL birikmiş kira alacağı ile 1.676,57.-TL işlemiş faizinin tahsili ve tahliye istemli ilamsız icra takibinde, 13 örnek ödeme emrine süresinde yapılan kısmi itiraz üzerine takibin icra müdürlüğünce durdurulmasına karar verilmiştir. Takibin devamının sağlanması yönünde … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 15.11.2011 tarih, 2011/678 E., 2011/823 K. Sayılı kararı ile 87.999,00 TL’na ilişkin kısmi itirazın kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Söz konusu kararın kesinleşmesi beklenmeksizin, alacaklının itirazın kaldırılmasına ilişkin ilamda belirtilen değerler üzerinden takibine devam imkanı olduğu tartışmasızdır. Nitekim alacaklı tarafça itirazın kaldırılmasına dair olan bu ilam icra dosyasına ibraz edilmiş ve takibe devam edilmiş; borçlu tarafça henüz itirazın kaldırılmasına karar verilmeden önce 24.08.2011 tarihinde 85.500 TL, 15.09.2011 tarihinde 11.750,00 TL ve itirazın kaldırılmasına karar verilmesinden sonra da 28.12.2011 tarihinde 142.370,00 TL yatırılmış, gerekli harç kesintileri yapılarak alacaklı tarafa ödemeler yapılmıştır.
Kısmi itirazın kaldırılmasına yönelik mahkemece verilen yukarıda belirtilen 15.11.2011 tarihli kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2012/12009 E. ve 2012/11784 K. Sayılı kararı ile borçlular lehine bozulduğu, bozma ilamına uyan yerel mahkemenin 2013/68 E., 2013/174 K. Sayılı kararı ile alacaklı …’in payına düşen 21.171.45 TL asıl alacak ve 266, 12 TL faiz olmak üzere 21.437, 57 TL üzerinden itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına itirazın kaldırılmasına karar verilen asıl alacağın %20 ‘ı oranında tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine; reddedilen 105.857,26 TL nin %20’si oranında tazminatın davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine karar verildiği görülmektedir. Mahkemenin bu kararı da Yargıtay 6. Hukuk Dairesince 2013/9661-12175 E.K. Sayılı kararına göre alacaklı lehine %40 oran üzerinden tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilerek alacaklı lehine bozulmuştur.
İçeriği özetlenen ikinci bozma ilamına uyularak mahkemece verilen 2013/678-697 E.K. sayılı 31.12.2013 tarihli kararı ile tazminat oranının alacaklı lehine %40 üzerinden tayin edilerek kararın bilahare kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İİK’nun 40/2. maddesine göre icranın iadesi koşullarının bozma ilamına uyularak verilen kararın kesinleşme tarihi itibarı ile doğmuş olacağı dikkate alındığında, ilamın kesinleşme tarihi tespit edilerek, borçlu tarafa iadesi gereken tutarın sözkonusu kesinleşme tarihi itibarı ile hesaplanması ve bundan sonra alacaklıya muhtıra gönderilerek istenmesi ve bu muhtıranın tebliği tarihinde temerrüt gerçekleşmiş olacağından bu tarihten itibaren yasal faiz üzerinden faiz yürütülmesi gerekir. Ne var ki, söz konusu mahkeme kararının kesinleşme tarihinden sonra alacaklıya bu yönde bir muhtıra gönderilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece henüz ilamın kesinleşmediği ve 40/2 koşullarının gerçekleşmediği dönemde yapılan hesap neticesinde düzenlenen iade muhtırasının alacaklı tarafa tebliğ tarihi olan 30.04.2013 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilmesi doğru değildir.
O halde, mahkemece, alacaklı vekilinin bu husustaki kabulü de dikkate alınarak borçlulara iadesi gereken ödemelere, ilamın kesinleşme tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek bu konuda gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınıp hesap işlemi denetlenmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeye ve olayda uygulama yeri bulunmayan İİK’nun 361. maddesine dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçluların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Yap

    Yorum Yap